Bir insanın kendini araması ve bulması süreci, çetrefelli bir yolculuktur aslında... Bu yolculukta kilit noktasını insanın kendisiyle özdeşleştirdiği ve hayatını özetleyecek bir kelimeyi bulması oluşturur. İşte kendini bulma yolculuğunda hayatını özetleyen kelimenin “Tesadüf” olduğuna karar veren can arkadaşım Armağan Portakal, denemelerine yer verdiği kitabını aynı adla yayınladı. Hayatında tesadüflerin izini sürerek yollarına devam edenlere seslenen “Tesadüf”, benim için de güzel bir sürpriz oldu.
Armağan, önsözde şöyle diyor;
"Birşeyin tesadüf olabilmesi için o şeyi farketmeniz, kabul etmeniz, yapmanız, peşinden gitmeniz.. kısacası tutmanız gerekiyor. Eğer hayatınıza işlemiyorsa zaten tesadüf olmuyor."
Armağan'ın sıcacık ve samimi halleri ile kendine özgü duruşu, yazılara da yansımış. Kitabın kapağı bile Armağan’ın pozitif yönü güçlü ve renkli iç dünyasından izler taşıyor. Son sayfaya geldiğinizde yüzünüzü huzur dolu bir gülümseme kaplıyor. Kalemine sağlık Armağan; duruşu olan yazılarını paylaştığın için...
“Tesadüf”ten aklımda kalan cümleleri de yeri gelmişken paylaşayım.
“Neden eleştiririz? Anladığımız için mi, anlamadığımız için mi? Hatta kabullenmediğimiz için de olabilir mi? Bakıyorum da herkes herşeyi eleştiriyor. Herşeyi anlıyor olmadığımıza göre...”
“Daha önce hangisinin daha zor ya da kolay olacağını düşünmemiştim. Biri, ‘Kendini yani ne olduğunu anlatmak’, diğeri ise ‘Ne olmadığını anlatmak.’ Kolay duruyor yüzeyden bakınca. Cümlenin içine girince ‘Aslında ne olmadığını anlatmanın’ çok daha zor olduğunu anladım. Üstelik seni kafasında bir yerlere koyan insanlara karşı çaresiz kalındığını... Ben mücadele etmeden bıraktım. İçimde derin derin yaralarla... Aslında ‘ne olmadığımı’ anlatarak, fikrini değiştiremeyeceğim insanlara zamanımı, enerjimi ayırmayacağım. Onlarla mücadele etmeyeceğim. Karanlık bir kuyuda çarpa çarpa düşmeyeceğim. Herşey tecrübedir diyeceğim. Yine temiz bir sayfa açıp, yeni ve güzel anılar biriktirmeye çalışacağım.”
“Ve insan sıfatı yarattı... Sonra da sıfatların altında ezildi.”

Ben eteğimdeki taşları paylaştım Tesadüf'le. Söyleyecek sözüm vardı, paylaştıkça izi kalsın istedim. Ben öldükten yıllar yıllar sonra bir gün birisinin kütüphanesinden çıkar da okunursa, o zaman bunu hissedeceğim :) Tesadüf, hayatın içine elinizi daldırmak ve tutmaktır bana göre. Farketmiyorsanız zaten tesadüf değil. Ben bu kelimenin sanılanın aksine edilgen değil çok daha fazla etkin ve güçlü olduğunu düşünüyorum ve seviyorum.
YanıtlaSilBu sitenin sahibi,çok okuyan gerçek bir kitap kurdu. Ve benim sevgili dostum Dilek'im bir kitap hakkında ne diyorsa öyledir. Bu durumda gönül dolusu teşekkürlerimi vermek dışında bir şey diyemem. Kocaman teşekkürler ve sevgiler.
Bu blogta benim için bir tesadüftü; içinden bir yazı aylar önce rastgele karşıma çıkmıştı internette; aynı yazarın dediği gibi, "soktum elimi internetin içine tuttum onu" ve takipçisi oldum eh bence artık tesadüf değil "TESADÜF" kitabının tanıtımına denk gelmem dimi? yada tesadüflerin izini sürdüm bu kitaba denk geldim mi demeliyim? ::)
YanıtlaSilA.Portakal'a: Düşündüm, bence, anlamadığımız için eleştiriyoruz hatta anlamak istemediğimizde daha sert eleştiriyoruz...
Blog yazarına: Ben bir kitap kurdu falan değilim ama kitap her zaman hayatımın içinde iyi kötü olmuştur. Hem seçimlerinizi hem de yarumlarınızı keyifle takip ediyorum. Teşekkürler, Mujde
Sevgili Mujde
YanıtlaSilHayat tesaduflerden ibaret.. Gormek isteyen ve anlayanlar icin de tesadufler aslinda bir yol haritasi. Bu kelimenin boylesi derinligini Armagan ile kesfettim ben de:)
Guzel dilekleriniz icin tesekkurler.